Kahramanmaraş Ulu Cami
Cami, vakfiyelere göre Dulkadiroğlu Beyliği hükümdarı Süleyman Bey tarafından saltanatı yıllarında yaptırılmıştır. Taç kapısındaki onarım kitabesine göre yapı daha sonra Süleyman Bey'in oğlu Alaüddevle tarafından tamir ettirilmiştir ve bugünkü şeklini onun zamanında almıştır.
Alaüddevle tarafından caminin kuzey tarafına bir imaret ile Büyük Bağdadiye Medresesi'ni, kuzeybatı tarafına Taş Medrese'yi, güney yönüne Seyyid Mazlum Zaviyesi'ni ve Maraş Çarşısı'nda Hatuniye (Pazar) Hamamı ile Büyük Bağdat Hanı’nı inşa ettirilmiştir. Böylece odak noktasını Ulu Cami'nin oluşturduğu bir külliye haline gelmiştir.
Bu yapılardan sadece Ulu Cami, Taş Medrese ve Katip Hanı günümüze gelmiştir.
Ulu Cami, dikdörtgen planlı, çok ayaklı bir camidir. Selçuklu camilerinin plan şemasını devam ettirmektedir. Doğu-batı doğrultusundaki meyilli bir arazi üzerine inşa edilen yapı ahşap tavanlı camiler grubuna girer. Yedi gözlü son cemaat yeri ve tek şerefeli minaresi bulunur. Yapının ahşap hatıllı beden duvarlarında kaba yonu ve moloz taş; minare, paye, kemer, pencere söveleri ve lentolarında sarımtırak renkte ince yonu taş; taç kapıda düzgün kesme taş ile iki renkli mermer, mihrapta alçı ve örtü sisteminde ahşap malzeme kullanılmıştır.
Harimin kuzeyinde yer alan yedi gözlü son cemaat yeri hafif çarpık planlıdır. Kemerler doğuda duvar payesine, batıda ise L biçiminde ortada dikdörtgen 3 m. yüksekliğinde altı taş payenin üzerine oturmaktadır. Altı kemer sivri olup, taç kapı ekseninde yer alan batı taraftan beşinci kemer basık yapılarak diğerlerinden daha yüksek tutulmuştur. Avlu kuzey ve doğu tarafından üzeri kubbeli revaklarla, batı tarafından da duvarla kuşatılmıştır.
1945'ten önce minarenin kuzey kenarına bitişik halde yapılmış üzeri kiremit çatı ile örtülü ongen planlı bir muvakkithane olduğu anlaşılmaktadır.
Son cemaat yerinde, harimi aydınlatmaya yarayan altlı üstlü iki sıra pencere bulunmaktadır. Portalin sağ tarafındaki pencerenin üstü ise mükebbire olarak yapılmıştır. Buraya son cemaat yerinden ulaşılmaktadır. Ayrıca portalin iki yanında duvarların ortasında, yarım yuvarlak mihrap nişleri bulunmaktadır.
Gelişmiş bir iç mekan düzenlemesi gösteren yapıda Anadolu Selçuklu cami mimarisinin etkileri görülmektedir. Harim altışardan iki sıra paye üzerine sivri kemerler ile mihraba paralel üç sahından oluşur.
Beden duvarlarında farklı boyutlarda birçok pencere açıklığına yer verilmiştir. Batı ve kıble tarafındaki pencereler dikdörtgen formlu, doğu duvarındakiler kareye yakın yapılmıştır.
Mukarnas kavsaralı alçı mihrap, kıble duvarının ortasına değil batı tarafa daha yakındır. Kaş kemerli kavsarası ve etrafını çeviren dört sıra bordür bulunmaktadır. Altta nişin her üç kenarına sivri kemerli sade birer mihrap nişi açılmıştır. Yedi sıra dik mukarnaslarla çevrili dış bordürü çevreleyen geniş bordür, kabartma lotus, palmet ve rumilerle simetrik bir kompozisyon halindedir.
Ahşap minber mihrabın batısında yer almaktadır. Arifi Paşa'nın orijinalinde abanoz ağacından olduğunu söylediği minber, 1780 yılı civarında çıkan yangında tahrip olmuş, günümüze birkaç parçası ulaşmıştır. Mevcut minber ise kapısının alınlığında yer alan kitabeye göre 1899-1900 yılında orijinaline benzetilmeye çalışılarak, Muhammed Esad tarafından ceviz ağacına sedef kakmalı olarak yapılmıştır. Eski minberin üzerindeki kitabe bugünkü minberin yapım kitabesinin altında bulunmaktadır.

Kahramanmaraş Ulu Camii avlusunun güneybatıdaki giriş kapısı

Kahramanmaraş Ulu Camii avlusunun kuzeyinde yer alan revaklı bölüm ve kuzeydoğuda ki merdivenle çıkılan kapı.

Kahramanmaraş Ulu Camii muvakkithanesi
Elbistan Çarşı Atik Cami
Elbistan ilçe merkezindedir. 1490 yılı civarında Dulkadiroğlu Alaüddevle Bey döneminde yapılmıştır. Çarşı Atik Camii kesme taştan yapılmış, bazı kısımlarında ise pişmiş tuğla kullanılmıştır. Dikdörtgen planlıdır. Caminin mihrabı yuvarlak niş şeklindedir. Caminin üstü kırma ahşap çatılıdır. Camiye bitişik olan minare orijinalliğini günümüze kadar koruyabilmiştir.
Cami, kesme taş, bazen de kaba taş yer yer tuğladan, kist denilen kum kireç karışımıyla dikdörtgen planlı olarak yapılmıştır. İbadet mekânı sütunlarla üç sahne ayrılmış, bunlar üst örtü olan tavanı desteklemekte, Mihrap yuvarlak bir niş şeklinde olup orijinalliğinden uzaklaşmıştır. Üst örtü ahşap kırma çatı ile kapatılmıştır. Camiye bitişik olan minare orijinalliğini korumuş, Dikdörtgen bir kaide üzerine Türk üçgenlerinin yardımı ile taştan yuvarlak gövdeli ve tek şerefeli gövdeye geçilmektedir. Kahramanmaraş ve Elbistan’daki camilerinde çoğunda olduğu gibi bu caminin de şerefesi balkon şeklindedir. Minare ve cami, Hatay Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nce 1997-2005 yılları arasında yapılan onarımla yenilenmiştir.




Adıyaman Ulu Cami
Adıyaman’ın ilk büyük camisi olarak yapılan Adıyaman Ulu Camisi konumu, mimari yapısı ve tarihçesi ile kent mimarisinde önemli bir yapıdır. İlkin 16. yüzyılın başında Dulkadirli Beyliği döneminde Alaüddevle Bozkurt Bey tarafından inşa edilmiş olan yapı, günümüze bu haliyle gelememiştir. Tamamen ortadan kaldırılan cami 19. yüzyılda farklı bir planda tekrardan inşa edilmiştir. Eski planı hakkında herhangi bir bilgi mevcut olmadığından, ilk yapıyı değerlendirmek güçtür. Günümüze gelen yapının planı Türk-İslam sanatında Karahanlı'lardan beri görülen merkezi kubbeli plan tipindedir.
Caminin minaresinin Dulkadirli döneminden kaldığı belirtilse de mevcut kitabelerden anlaşıldığı üzere minare de cami gibi tamamen yenilenmiştir. Ancak kaidede yer alan madalyonların ilk yapıdan kalma olduğu ifade edilmektedir.


Adana Ağcabey Cami
Caminin ilk defe ne zaman yapıldığı bilinmemektedir. Fakat mevcut kitabesine göre eser Ağca Bey isimli bir bey tarafından hicri 1224 ( Miladi 1809 )'da yaptırılmıştır. Diğer taraftan bugün yarı ahşap olan cami'nin kargır kısımları ile orjinal minaresinin, Dulkadiroğullarından Alaüddevle zamanında ve 1489-1490 tarihinde yapılmış olduğu ileri sürülmektedir.
Kare planlı olan Cami'nin beden duvarları moloz taşlardan oluşturulmuştur. Cami'nin üst örtüsünü ahşap kırma çatı oluşturmaktadır. Cami çatısı beden duvarları ile içerideki kesme taş kemerler ve sütunlar vasıtası ile taşınmaktadır.
Bahçe ilçesi dışında ve istasyon yakınında bir mezarlık içindeki iki türbeden biri Ağcabey’e, diğeri ise ailesine aittir. Türbelerin her ikisi de kare planda etrafı açık ve üzeri kubbelidir.


Malatya Darende Ulu Cami
Dulkadiroğulları Beyliği döneminde, XIV. yüzyılda yapıldığı kabul edilmektedir. Yapının özgün mimarisi kaybolmuştur. Cami 1980-81 yıllarında yeniden inşa edilmiştir.
Caminin doğu ve kuzey duvarları ve minaresi dışında, günümüze gelememiştir. Kalıntılarına dayanılarak caminin kesme taş ve moloz taştan dikdörtgen planlı olduğu anlaşılmaktadır. İbadet mekânı içerisindeki payelerle beş sahına ayrılmıştır. Bu camiden günümüze gelebilen minare kesme taştan olup, kare kaide üzerine yuvarlak gövdelidir. Alt bölümü sekizgen, üst bölümü on altıgen olan gövdenin ortasına bir de taş kuşak yerleştirilmiştir. Tek şerefeli olan minarenin külah kısmı da yıkılmıştır. Kendi haline terk edilen cami bir süre depo olarak kullanılmış, daha sonra Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi Vakfı tarafından restore edilmiş ve çevre düzenlemesi yapılmıştır. Bugünkü caminin üzeri geniş bir çatı ile örtülmüş önüne de yuvarlak kemerli bir son cemaat yeri eklenmiştir.



Gaziantep Alaüddevle Cami
Uzunçarşı’da bulunan ve halk arasında Ali Dovla Camii adıyla anılan bina, Evliya Çelebi’nin verdiği bilgiye göre Dulkadıroğlu Alâüddevle Bozkurt Bey (1479-1515) tarafından yaptırılmıştır. Günümüze ulaşabilen en önemli orijinal kısımları minaresi ile avlu döşemeleridir.
Silindir gövdeli minarede zencerek motifli kuşak, şerefe korkuluklarında da sağır nişler biçimindeki taş levhalar dikkati çekmektedir. Avlu döşemelerinde siyah beyaz taş dizileri ile iç içe dikdörtgenler meydana getirilmiş, cümle kapısı önünde de kırmızı mermer ve siyah taşlar kullanılmıştır. Son cemaat yeri bulunmayan binanın tromplarla geçişi sağlanan tek kubbesi vardır. Minare ile cami arasında küçük bir aralık mevcuttur.




Osmaniye Kadirli Ala Cami
Kadirli merkezinde bulunan cami, Roma, Bizans ve Türk medeniyetlerini bir arada yaşatan bir özelliğe sahiptir. 2. asrın başlarında Romalılar tarafından bir manastır olarak yapılmıştır. 5.asrın başlarında bir kilise ilave edilmiştir. Dulkadiroğlu Alaüddevle Bozkurt Bey’in oğlu sarı Kaplan namıyla anılan Kasım Bey, bu kiliseyi babası adına camiye çevirerek buraya “Alaüddevle Mescidi” adını vermiştir. Caminin üzerini de kurşunla kaplamıştır. (1480–1490) 1865’ten 1921’e kadar aralıksız cami ve medrese olarak hizmet vermiştir. Yapının içindeki odalarda ise köyden gelen öğrenciler yatılı olarak kalmışlardır.1563 yılında tutulan Kars-zül Kadiriye Sancak defterinde Ala Cami civarındaki mahalle “ Ala Mescit Mahallesi” olarak geçmektedir.

Kahramanmaraş Hatuniye (Şems Hatun) Külliyesi
Dulkadiroğlu Beyliği hükümdarı Alaüddevle Bey, hanımı Şems Hatun adına 1500-1509 yılları arasında cami, medrese, türbe, hamam ve çeşmeden oluşan Hatuniye külliyesini inşa ettirmiştir.
Caminin doğusunda medrese, harimin doğu tarafının alt kısmına türbe, avlu kapısının sağ dış tarafına çeşme yerleştirilmiştir. Külliyenin hamamı ise yapılardan ayrı olarak aynı mahallede, Hamam Sokak'ta inşa edilmiştir. Medrese ise yıkılmış olup, sadece taç kapısı bulunmaktadır.
Kahramanmaraş'taki birçok cami gibi Hatuniye Camii'de bugüne kadar yapılan onarımlarla orijinal özelliğini kısmen yitirmiştir. Cami 20. yüzyıl başlarında bir yangın geçirmiş ve birtakım onarımlar yapılmıştır. Avlu kapısı üzerinde 1324/1906 tarihli onarım kitabesi bulunmaktadır.
Yapı ahşap tavanlı camiler grubuna girer. Dört gözlü son cemaat yeri ve tek şerefeli minaresi vardır. Cami içten ahşap tavan, dıştan meyilli kiremit çatı ile örtülüdür. Minare, harime giriş kapısı ve mihrap sarımtırak renkte ince yonu taş, duvarlarda moloz ve kaba yonu taş, örtü sisteminde ise ahşap kullanılmıştır.
Harim kısmı son cemaat yerine göre biraz daha yüksekte kalmaktadır. Harimin doğusunda minareye yakın olan kısımda, yapının alt kısmına yerleştirilmiş ve birkaç basamakla inilen türbe bulunur.
Mihrap nişi yarım daire şeklinde olup, nişin iki yanında simetrik olarak sütunceler yer alır ve dıştan düz silme ile kuşatılmıştır. Taştan yapılan mihrap, onarımlar sırasında sıvanmış ve boyanmıştır. Üst kısmına da üçgen alınlık yapılmıştır.
Kıble duvarının batısında ise ahşap minber yer alır. Önceleri minber kıble duvarına dayalı iken, günümüzde batı duvarına dayalıdır ve alt pencerelerin birini kapatmıştır.
Medresenin inşa kitabesi, taç kapının alınlığında yer almaktadır fakat tahrip olmuştur. Ancak medresenin, Alaüddevle Bey tarafından 1500 yılı civarında hanımı Şems Hatun adına inşa ettirdiği bilinmektedir. Külliyenin bir elemanı olan medrese caminin doğu tarafına yapılmıştır. Medrese sarımtırak renkte ince yonu taştan yapılmış. Yapı hakkında bilgi veren Besim Atalay, medresenin iki katlı yapılarak toplam sekiz oda ile bir dershaneden oluştuğunu belirtmiştir. Medresenin batı cephesinde eyvan tarzında bir taç kapı bulunur. Taç kapının iki yanında silmelerle sonlanan oturma yerleri yapılmıştır. Esas giriş bölümü, zeminden üç basamak yüksekte tutulmuştur. Taç kapı üç yönden bordürle çevrelenmiştir. İçteki bordür sade tutulmuş, diğeri ise rumi ve palmetlerle bezenmiştir.
Günümüze bazı onarımlar görerek gelen türbe, tek katlı ve dikdörtgen planlı türbeler grubuna girmektedir. Tek katlı olması Beylikler Dönemi'nin bir özelliğidir. Türbeye son cemaat yerinin doğu tarafında bulunan merdivenlerle inilmektedir. Kuzey güney doğrultusunda yerleştirilen iç mekan, beşik tonozla kapatılmıştır. Türbenin içinde yan yana yerleştirilen iki sanduka bulunur. Bunlardan biri Şems Hatun diğeri ise üzerindeki yazı levhası ile Sütçü İmam'ın yeğeni şehit Abdülkadir Tiyek’tir.

Hatuniye Camii (Şems Hatun)

Hatuniye Camii (Şems Hatun) harim bölümü

Hatuniye (Şems Hatun) Camii minaresi ve son cemaat yeri

Hatuniye (Şems Hatun) Camii harim

Hatuniye (Şems Hatun) Camii kuzeydoğudaki pencere ve medrese taç kapısı

Hatuniye (Şems Hatun) Türbesi girişi
Kahramanmaraş Bektutiye (Çınarlı) Cami
Caminin inşa kitabesi bulunmamaktadır fakat arşiv belgelerine göre Dulkadiroğlu Beyliği hükümdarı Alaüddevle Bey tarafından 1500 yılı civarında inşa ettirildiği anlaşılmaktadır.
1500-1510 yılları arasında üzeri toprak damlı tek mekan olarak inşa edilmiştir. Sonraki yıllarda gördüğü onarımlar sırasında minare ve son cemaat yeri eklenmiştir.
Yapı enine dikdörtgen planlı olup, ahşap tavanlı camiler grubuna girmektedir. Cami, harim ile harim kısmının kuzeyine yerleştirilen son cemaat yeri ve kuzeybatı köşedeki tek şerefeli minareden oluşmaktadır.
Giriş kapısı, payeler, kemerler ve minarede sarımtırak renkte ince yonu taş, örtü sisteminde ahşap malzeme kullanılmıştır. Cami avlusuna girişi sağlayan iki kapı bulunmaktadır. Üç gözlü son cemaat yerinin sivri kemerleri, köşelerde payelere, ortada ise iki taş sütuna dayanmaktadır.
Kıble duvarında yer alan mihrap, onarımlar sırasında tamamen mermerle kaplanmış son müdahalelerle birlikte oldukça sade bir niş olarak, sadece nişin çevresi kesme taş ile kaplanmıştır. Minber ise mihrabın batısında kıble duvarına dayalı şekildedir.

Bektutiye (Çınarlı) Camii son cemaat yeri

Bektutiye (Çınarlı) Camii harimi kıble duvarı

Bektutiye (Çınarlı) Camii giriş kapısı üzerinde yer alan kitabe

Bektutiye (Çınarlı) Camii minare kaidesinde yer alan kitabe
Kahramanmaraş Boğazkesen (Ekmekçi-Ali Ağa) Cami
Boğazkesen Camii'nin inşa kitabesi bulunmamaktadır. Arşiv belgelerine göre, Alaüddevle Bey'in azatlı kölesi ve ekmekçibaşısı olan Hacı Ali Ağa bin Abdullah tarafından, Alaüddevle Bey'in hükümdarlık dönemi olan 1480-1515 yılları arasında yaptırılmış olmalıdır.
İki derenin kesiştiği bir noktada bulunmasından dolayı Boğazkesen adı ile tanınmış ve bulunduğu mahalleye de onun adı verilmiştir. Caminin banisi Hacı Ali Ağa'nın görevinden dolayı mahalle daha sonra Ekmekçi adını almıştır.
Boğazkesen Camii, hamam ve buk'a ile birlikte bir külliye olarak planlanmış fakat hamam ve buk'a günümüze gelememiştir.
Camide mihrabın üst kısmında ve minarede bulunan kitabelere göre farklı yıllarda çeşitli onarım ve ilaveler görerek, orijinal özelliğini kısmen yitirmiştir.
Cami, enine dikdörtgen planlıdır. Kuzeyinde son cemaat yeri, kuzeydoğu köşede tek şerefeli minaresi bulunmaktadır. Minare, üzerindeki kitabeye göre 1798 yılında yapılmıştır. Yapının duvarlarında sarımtırak renkte kaba yonu taş, minare, harimin giriş kapısı, mihrap, paye ve kemerlerde sarımtırak renkte ince yonu taş kullanılmıştır. İki renkli taş uygulaması ise pencere söve ve kemerleri ile minarede görülmektedir. Günümüzde ise orijinal haline dönmüş şekli ile son cemaat yeri dört sivri kemer gözlüdür.
Kesme taştan yapılmış tek şerefeli minare, son cemaat yerinin kuzeydoğu köşesinde yer almaktadır. Kuzeyinde bulunan kapısının üzerinde bir kitabe bulunmaktadır.
Oldukça sade inşa edilen yapıda dikkati çeken süslemeler; batı cephe, minare, cümle kapısı ve mihrapta görülmektedir. Batı cephede yer alan pencerelerde ve son cemaat yerinin sivri kemerli gözünde iki renkli taş işçiliği kullanılmıştır. Minare kapısının kemerinde birer sıra siyah taş kullanılarak hareketlilik elde edilmiştir.

Boğazkesen (Ekmekci-Ali Ağa) Camii

Boğazkesen (Ekmekci-Ali Ağa) Camii son cemaat yeri

Boğazkesen (Ekmekci-Ali Ağa) Camii giriş kapısı eski ve yeni hali


Boğazkesen (Ekmekci-Ali Ağa) Camii minaresive üzerindeki kitabe
Kahramanmaraş Haznedarlı (Ali Ağa) Cami
Arşiv belgelerine göre caminin, Alaüddevle Bey'in Hazinedarı olan Ali Ağa tarafından yaptırıldığı belirtilmektedir. Bu durumda cami, Alaüddevle Bey'in saltanatı yıllarında 15. yüzyıl sonu ile 16. yüzyıl başlarında yaptırılmış olmalıdır. Kaynaklardan edinilen bilgilere göre caminin yanında birde buk’a bulunmaktaymış fakat yapı günümüze gelememiştir.
Yapı harim, kuzey tarafına yerleştirilen üç gözlü son cemaat yeri ve harimin kuzeydoğu köşesindeki tek şerefeli minareden oluşmaktadır.
Orijinal yapının minare, sütun, kemer, paye ve mihrabında kesme taş, duvarlarında ise kaba yonu ve moloz taş kullanılmıştır. Harimin kuzey tarafına yerleştirilen üç gözlü son cemaat yerinin sivri kemerleri ve sütun başlıkları onarımlar sırasında sıvandığı için orijinal taş örgü kaybolmuş.
Son cemaat yeri kuzeyde sekizgen iki sütuna yanlarda ise duvar payelerine istinad etmektedir. Son cemaat yerinin batı tarafına pencere, doğu tarafına da basit bir kapı yapılmıştır.
Cami enine dikdörtgen planlı olup, mihraba paralel iki sahın, dik olarak ise üç bölümlüdür. Orijinalinde ki örtü sistemi bilinmese de araştırmacılar düz ahşap kirişlemeli olduğunu düşünmektedirler. Günümüzde harim bölümüne, son cemaat yerinden sonra kuzey duvarının ortasında ve doğu tarafında açılan iki kapıdan girilmektedir. Enine dikdörtgen planlı harim, yanlarda duvarlara, ortada ise iki beton ayağa istinad eden düz beton ile örtülmüştür.
Caminin orijinal elemanlarından biri olan minare, yapının kuzeydoğu köşesinde ve yapıya bitişik durmaktadır. Kesme taştan yapılan minare tek şerefelidir. Minarenin kaidesi oldukça yüksek olup, son cemaat yerine açılan, basık kemerli bir kapısı bulunur.
Yapı oldukça sadedir, süsleme diyebileceğimiz unsurlar, son cemaat yeri ve minarede görülmektedir. Son cemaat yerinde sütun başlıkları silmelerle hareketlendirilmiştir ve alt köşelerinde damla motifine benzeyen bir detaylar bulunmaktadır. Minare kaidesinin doğu tarafında ise baklava, kare ve balık sırtı motiflerine benzeyen desenler bulunan dikdörtgen üç taş yer almaktadır.

Haznedarlı (Ali Ağa) Camii

Haznedarlı (Ali Ağa) Camii harim bölümü


Haznedarlı (Ali Ağa) Camii minaresi ve kaidesi

Haznedarlı (Ali Ağa) Camii son cemaat yerindeki sütunlar
Kahramanmaraş Şazi (Şadi) Bey Cami
Caminin inşa kitabesi yoktur fakat kaynaklara göre, Dulkadir Beyliği hükümdarı Alaüddevle Bey'in komutanlarından, Şâdi Bey tarafından inşa ettirilmiştir. Bu durumda Alaüddevle Bey'in hükümdarlık dönemi lan 1480 ile 1515 yılları arasında inşa edilmiş olmalıdır.
Cami, 1958 yılında tamamen yıkılmış, daha sonra yenisi yapılarak 1960 yılında ibadete açılmıştır. Orijinal yapıdan sadece minare günümüze gelebilmiştir. Son cemaat yerinin kuzeydoğu köşesinde üç mezar bulunmaktadır. Ortadaki mezarın, caminin banisi Şadi Bey'e ait olduğu anlaşılmaktadır.
Eski cami, enine dikdörtgen planlı, harim ile kuzeyinde üç gözlü son cemaat yeri ve kuzeydoğu köşedeki minareden oluşmaktaymış. Cami, ahşap kirişlemeli ve toprak dam ile örtülüymüş. Yapının minare, paye ve kemerlerinde ince yonu taş, beden duvarların kaba yonu ve moloz taş, örtü sisteminde de ahşap malzeme kullanılmış. Minare kaidesinin batı ve güney kenarlarındaki çıkıntılı taşlara bakıldığında, eskiden son cemaat yerinin minare ile bitişik olduğu anlaşılmaktadır



Şazi (Şâdi) Bey Camii son cemaat yeri

Şazi (Şâdi) Bey Camii harim

Şazi (Şâdi) Bey Camii minaresi şerefeden detay

Şazi (Şâdi) Bey Camii minare kapısı üzerinde yer alan kitabe
İklime Hatun (Üdürgücü) Mescidi
Kayıtlarına göre mescidin, Alaüddevle Bey'in oğlu Emir Şahruh'un kızı İklime Hatun tarafından 1547 yılında inşa ettirilmiştir.
Zafer Bayburtluoğlu ise 1546 yılında Alaüddevle Beyin kızı İklime Hatun adına yapıldığını aktarmıştır. Mescit, Dulkadiroğlu Beyliği'nin yıkılmasından sonra yapılmış olsa da, hanedana mensup biri tarafından yaptırıldığı için bu beyliğe ait bir yapı olarak kabul edilmiştir.
Çeşitli bölgelerde rastlanan mescit-türbe örnekleri arasında sayılabilecek olan küçük ölçekli yapı, kuzey güney doğrultusunda yerleştirilen ayrı iki fonksiyonlu iki kubbeli mekandan oluşan kompleks bir eserdir.
Kuzeydeki kubbeli bölüm mescit, güneydeki kubbeli bölüm ise türbe olarak tasarlanmıştır. Mescit türbeye oranla daha büyük boyuttadır. Mescidin batı tarafında iki gözlü son cemaat yeri bulunmaktadır.
Tek kubbeli camiler grubuna giren yapı harim ile batısında yer alan iki gözlü son cemaat yerinden oluşmaktadır. İnşasında ince yonu ve moloz taş kullanılmıştır. Genellikle son cemaat yerleri yapıların kuzeyinde yer alırken, İklime Hatun Mescidinde araziden dolayı batı tarafa alınmıştır. Ayrıca harim kısmından alçakta yer almaktadır. Böylelikle kademelenme sağlanmıştır.
Son cemaat yeri sivri kemerler ile kalın ve kısa tutulan iki paye ile bir duvar payesine oturmaktadır. Taşıyıcı elemanlar ve kemerler kesme taş örgülüdür. Bu bölümün üzeri biri çapraz tonoz, diğeri beşik ve çapraz tonoz karışımı bir örtüye sahiptir. Dolgular ve kemer arasında ki yerler moloz taş örgülüdür. Son cemaat yerinin türbeye kapısına bakan tarafı açık, diğer taraf ise duvar ile kapalıdır. Önceden kemer gözleri camekan ile kapalı iken günümüzde açık durumdadır.

İklime Hatun (Üdürgücü) Mescidi dışardan görünüş


İklime Hatun (Üdürgücü) Mescidi giriş kapısı ve içerden görünüşü
İklime Hatun (Ürdügücü) Türbesi
Türbe, mescit ile birlikte Alaüddevle Bey'in oğlu Emir Şahruh'un kızı İklime Hatun tarafından 1547 yılında yaptırılmıştır. Tek katlı türbeler grubuna giren yapı, mescidin güneyinde yapıya bitişik durumdadır ve mescide göre daha küçük ölçülerdedir.
Mekana batı duvarında yer alan basık kemerli kapıdan ve birde, mescidin kıble duvarının doğu köşesinde yer alan dikdörtgen açıklıktan girilmektedir. Bu açıklık mescit tarafında dikdörtgen iken türbe tarafında hafif sivri kemerlidir. Arazinin durumundan dolayı kot farkı oluşmuş ve mescidin girişi ile aynı seviyede olan türbenin batı taraftaki girişine, avludan birkaç basamak ile inilmektedir. Bir dönem bu giriş kapısının ön kısmına bir kapı yapılmış ve üzeri saçak ile örtülmüş iken günümüzde bunlar kaldırılmış, yalnızca kapı üzerindeki saçak kısmı bulunmaktadır.
Türbe, diğer mekan gibi kareye yakın bir plana sahiptir. İç mekan tromp geçişli, hafif oval bir kubbe ile örtülmüştür. Bu bölümün zemini mescidin zemininden alçak tutulmuştur. Bu sebeple mescide geçişi sağlayan açıklığa iki basamak ile çıkılmaktadır. İç mekanda, batı duvarından itibaren uzanan dikdörtgen formlu ve üç yanında dolaşılabilen bir seki yer almaktadır. Bu sekide İklime Hatun'un evlatlığı ve bakıcısı Gülendam Hanım'ın yatmakta olduğunu bildiren bir yazı yer alır. Bu sekinin doğusunda da daha küçük ölçüde, İklime Hatun'a ait olduğu düşünülen dikdörtgen biçiminde taş seki bulunmaktadır.

İklime Hatun (Üdürgücü) Türbesi giriş kapısı

İklime Hatun (Üdürgücü) Türbesi iç mekandan görünüş
Kahramanmaraş Taş (Rad) Medrese
Medresenin inşa kitabesi olmadığı için yapım tarihi bilinmemektedir. Ancak Dulkadiroğlu Beyliği hükümdarı Alaüddevle Bey'in, 916 H. /1510 M. tarihli vakfiyesinde Taş Medrese ve Taş Mescid'den bahsedilmektedir. Bunun yanında bu yapılara ait vakıflar belirtilmiştir164. Bu doğrultuda yapının, Alaüddevle Bey tarafından 15. yüzyıl sonlarında yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Yapının adı arşiv belgelerinde ''Taş Medrese'', ''Rad Medresesi'' ve ''Alaüddevle Bey Medresesi'' olarak geçmektedir.
Çeşitli onarımlar görmesine rağmen Maraş merkezinde Dulkadiroğlu Beyliği zamanından günümüze gelen tek medresedir.
Yapı medrese, mescit ve türbeden oluşan küçük bir külliye şeklinde tasarlanmıştır. İnşasında sarımtırak renkte ince yonu taş kullanılan yapı kuzey-güney doğrultusunda yerleştirilmiştir. Açık avlulu ve tek katlı medreseler grubuna girmektedir. Medreseye kuzey cephedeki basık kemerli kapıdan girilmektedir. Kareye yakın planlı avlunun zemininin biraz alçakta kalmasından dolayı üç basamaklı merdivenle inilmektedir. Avlunun güneyinde mescit (şek.84), batı tarafta eyvan ve odalar, kuzeyinde dama çıkışı sağlayan merdiven bulunur. Türbe ise kuzey doğu köşede yer almaktadır. Avlunun ortasında da kare planlı havuza yer verilmiştir.
Avlunun batı kanadında sivri beşik tonozlarla örtülü iki oda ve bir eyvan yer almaktadır. Avludan bir basamak yüksekte duran eyvanın batı duvarına sonradan dikdörtgen bir pencere açılmıştır. Eyvanın yanındaki iki oda birer kapı ve pencere ile avluya açılırlar. Eyvanın bitişiğindeki odanın basık kemerli kapısı orijinaldir. Kuzeybatı köşede yer alan odanın kuzey duvarında basık kemerli ocak nişi yer almaktadır.
Avlunun güney kanadında enine dikdörtgen planlı ve dışa taşıntılı mescid yer alır. Mescidin avluya bakan cephe duvarı yukarı taşkındır.
Medrese geneli ile sade olmakla birlikte dikkati çeken süslemeler mescit kısmında yer almaktadır. Kıble duvarının ortasında yer alan taş mihrabın, kavsara hizasına kadar bezeme görülmez. Bunun üzerinde üç yönden silme ile çerçeve içine alınmıştır. Nişin sivri kemeri, iki sıra mukarnastan oluşan bir konsol üzerine oturmaktadır. Konsolun üzerinde ise palmet ve lotuslardan oluşan bir şerit yer alır. Mihrap alınlığının üst köşelerinde konsol biçiminde ileri taşkın iki çıkıntı bulunur.
Kubbenin göbeğinde yer alan madalyonun içi, rumi ve palmetlerle bezenmiştir. Bunun daha önceki onarımlara ait olduğu ve son onarımlarda bu kısma dokunulmadığı anlaşılmaktadır.

Taş (Rad) Medrese

Taş (Rad) Medrese mescidi

Taş (Rad) Medrese batı kanadı

Taş (Rad) Medrese kuzey kanadı

Taş (Rad) Medrese mescidi kubbesi

Taş (Rad) Medrese mihrabı

Taş (Rad) Medrese mescidi güney cephedeki pencereler

Taş (Rad) Medrese Türbesi eski hali
Kahramanmaraş Taş Medrese Türbesi
Taş Medrese Türbesi, günümüzde Kurtuluş Mahallesi, Atatürk Bulvarı'nda, Ulu Camii'nin kuzeybatısında yer almaktadır. Taş Medrese ile bir bütünlük içerisinde olan türbe, yapı topluluğunun kuzeydoğu köşesine çarpık bir şekilde yerleştirilmiştir.
Türbenin kapı alınlığında yer alan inşa kitabesi okunamayacak durumda olduğundan yapım yılı tam olarak bilinmemektedir. Fakat yapı kompleksi içerisindeki çarpık konumu nedeni ile medreseden sonra inşa edildiği anlaşılmaktadır. Türbenin, Alaüddevle Bey tarafından, 1510 yılında vefat eden oğlu Şahruh Mehmet Bey için 16. yüzyıl başlarında inşa edildiği düşünülmektedir.
Yapı tek katlı ve kare planlı türbeler sınıfına girmektedir. Kesme taştan inşa edilen yapı tek hücreden oluşmaktadır. Türbenin mumyalık bölümü bulunmamaktadır. İç mekana güney duvarında bulunan taç kapı formundaki açıklıktan girilmektedir. Yapı içerden pandantif geçişli kubbe, dışarıdan piramidal külah ile örtülüdür. Türbenin külah yüksekliği beden duvarlarından fazladır. Hiçbir yönden penceresi bulunmayan yapının üst örtüsünde doğu ve batıda olmak üzere iki küçük ışıklık bulunur.
Yapıda dikkati çeken kısım ve süslemenin olduğu tek yer taç kapıdır. Zemin ile külah arasındaki taç kapı, sivri zikzaklı kemerlidir. Sivri kemerin iki yanında saç örgüsü şeklinde işlenmiş iki sütunce yer almaktadır. Sütuncelerin başlıkları sağır nişcikler yer alır. Sütuncelerin kaideleri ise kum saati formundadır. Zeminde ise iki yanda seki yer alır. Sivri kemerin bulunduğu bölümü üç yönden kuşatan bir sıra damalı bir bordür bulunur. Bordür alt kısımda içeri kıvrılarak sütuncelerin başlığı üzerinde sonlanır. Kapının süslemelerinde Artuklu ve güneyden gelen Zengi ve Memluk sanatının etkileri görülür.
Kahramanmaraş Yum Baba (Dede) Türbesi
Yapı, Dulkadiroğlu Beyliği zamanında inşa edilen Yum Baba Zaviyesi bünyesinde yer alırken yıkılmış ve 1985 yılında betonarme olarak yeniden inşa edilmiştir. Yıkılan türbenin ise 16. yüzyılın ilk yarısında inşa edildiği düşünülmektedir.
Alaüddevle Bey 1510 M. tarihli vakfiyesinde Yum ya da Bum Dede Zaviyesini inşa ettirdiğini belirterek vakıflarda bulunmuştur. Türbeye batı duvarında ki kapıdan girilmektedir. Kapının üstünde yer alan kitabede ''Hazreti Mevlâna Dergâhı'' yazılıdır. Giriş kapısından sonra sol tarafa giden kısa bir koridor bulunmaktadır. Koridorun bittiği kısmın üstünde bir kitabe daha vardır. Kartuş içerisinde ''Ya Hazreti Mevlana'' yazılıdır. Koridordan sonra türbeye geçilmektedir. Türbe doğu-batı doğrultusunda yerleştirilmiştir dikdörtgen bir oda şeklindedir. Türbenin batı tarafında sanduka yer almaktadır. Sanduka, türbe inşa edilirken betonla kaplanmıştır.


Kahramanmaraş Çukur Hamamı
Hamamın inşa kitabesi olmadığı için yapım yılı tam olarak bilinememektedir.
Şehir dokusu içerisinde önemli bir konumda bulunan hamam kalenin güney eteğine inşa edilmiştir. Yapının yarısı yol seviyesinin altında kaldığı için Çukur Hamam olarak isimlendirilmiştir. Bunun yanında Ulu Cami, Taş Medrese ve tarihi ticaret bölgesi ile bir kompleks oluşturmaktadır.
Yapı, Maraş'ta bilinen en eski hamamdır. Mimari özellikleri ve konumu itibari ile 15. yüzyılın ikinci yarısında Dulkadiroğlu Beyliği Dönemi'nde inşa edildiği düşünülmektedir.
Günümüze çeşitli onarımlar görerek gelen yapı orijinal özelliğini büyük ölçüde korumaktadır. Dört eyvanlı ve köşe hücreli hamamlar grubuna girmektedir. Yapı; rüzgarlık, soyunmalık, aralık, ılıklık, sıcaklık ve halvetleri ile su deposu bölümlerinden oluşmaktadır. Yapının beden duvarlarında kaba yonu ve moloz taş, örtü sisteminde tuğla, zemin döşemelerinde kesme taş ve mermer kullanılmıştır.
Hamama doğu cephede yer alan basık kemerli giriş açıklığından girilmektedir. Buradan L planlı rüzgarlık kısmına oradan da soyunmalık bölümüne geçilmektedir. Hamamın yol seviyesinin altında olmasından dolayı, on bir basamaklı merdiven ile soyunmalık bölümünün girişine ulaşılmaktadır. Rüzgarlık bölümünde biri doğu diğeri güney duvarında bulunan iki adet pencere ile aydınlanmaktadır. Kubbe, iç mekan duvarlarında derinliği bulunan dört sivri kemer üzerine oturmaktadır ve kare planlı kasnak üzerinde yükselmektedir.



Çukur Hamamı soğukluk ve sıcaklık kısmı
Kahramanmaraş Hatuniye Hamamı
Hamam kaynaklara göre, 15. yy. sonlarına doğru Alaüddevle Bey tarafından inşa ettirilmiştir. Yapı 1957 yılında büyük bir tadilat geçirmiş olup orijinal dokusunu kısmen yitirmiş ve üst katına otel yapılmıştır. Yapı üç eyvanlı ve iki hücreli hamamlar grubuna girer. Hamam aynı eksenler üzerinde sıralanan soyunmalık, ılıklık, sıcaklık ve sıcak su deposu ile külhandan oluşur.

Hamamın dışardan görünüşü

Katip Hanı
Yapı kuzeyde Ulu Cami ve bahçesine bitişiktir. Doğusunda ise Belediye Çarşısı yer almaktadır. Yapının inşa kitabesi bulunmamaktadır. Arşiv belgelerine göre ilk hanın doğusunda, doğu-batı doğrultusunda yer alan ahır kısmının Alaüddevle Bey tarafından 15. yüzyılın sonlarında inşa edildiği, son halini ise 18. yüzyıl sonlarına doğru aldığı düşünülmektedir.
Alaüddevle Bey'in, Ulu Cami'nin kuzey tarafına İmaret-i Nebeviyye ile Büyük Bağdadiye Medresesi'ni, kuzeybatı tarafına Taş Medreseyi, güney tarafına Seyit Mazlum Zaviyesini ve Maraş Çarşısı'nda Pazar Hamamı ile Büyük Bağdat Hanı'nı inşa ettirerek, odak noktasını caminin oluşturduğu büyük bir külliye yaptırmış olduğu anlaşılmaktadır.
Farklı dönemlere ait doğu ve batı bölümü ile iki kısımdan oluşan hanın doğu tarafı ahır kısmı olup, ilk yapılan bölümü oluşturmaktadır. Burası iki katlı olup üst katı daha sonra yıkılmış ve kuzey tarafında az bir duvar parçası kalmış. Batı kısım ise üç katlı olarak planlanmıştır.
1780 yılı civarında Maraş Çarşısı'nda çıkan yangından han ile birlikte etrafındaki yapılar zarar görmüş. Ardından hanın batı tarafındaki üç katlı bölüm inşa edilmiş ve böylelikle bugünkü şeklini almıştır. Günümüze çeşitli ilave ve onarımlar görerek gelen yapı, 1990'lı yıllara kadar kısmen faaliyette olup, ardından uzun bir süre harap halde kalmıştır.
Eskiden yolcu hanı olarak inşa edilen yapının zemin katı ahır olarak, üst katlar ise yolcuların konaklamaları için yapılmıştır. Hanın güney cephesinde dört adet dükkan bulunmakla birlikte bunlar asli durumunu yitirmiştir. Hanın inşasında ince yonu, kaba yonu, moloz taş, kerpiç ve ahşap malzeme kullanılmıştır. Araziye göre konumlanan han hafif çarpık planlıdır.
Hanın güneyinde Hamam Sokak yer alır ve ana kapısı bu sokağa açılmaktadır. Sokak içinde han kapısının tam karşısında Marmara Hamamı bulunmaktadır. Faaliyette oldukları dönemde müşterileri için tamamlayıcı bir unsur sayılmaktadır. Hanın avlusuna güney cephede yer alan basık kemerli kapıdan girilmektedir. Güney duvarında sokağa bakan basık kemerli üç adet pencere bulunmaktadır. Kapı tarafındaki pencere diğerlerine göre daha küçük boyuttadır. Bu kapı ve pencerelerde ince yonu taş kullanılmıştır.
Hanın doğu bölümü, orijinal kısmı olup Dulkadiroğlu Beyliği Dönemi'nde 15. yüzyıl sonlarında yapıldığı anlaşılmaktadır. Genel hatlarıyla dikdörtgen planlı olan bu bölüm iki katlı olarak düzenlenmiş fakat 1780 yılı civarında çıkan yangında zarar görmüş ve geriye üst kattan az bir duvar parçası kalmıştır.

Katip (Büyük Bağdat-Müftü) Hanı onarım öncesi ve sonrası görünüşü

Katip (Büyük Bağdat-Müftü) Hanı giriş kapısı
Eski (Maraş-Yukarı) Bedesten
Maraş'ta varlığı bilinen iki bedestenden ilki, Eski Bedestendir. Kurtuluş Mahallesi'nde bulunan bedestenin inşa kitabesi bulunmadığı için inşa tarihi tam olarak bilinememektedir. Ancak, Dulkadiroğlu Beyliği hükümdarı Alaüddevle'nin 1510 tarihli vakfiyesinde bedesten zikredilmektedir. Vakfiyeye göre yapı Alaüddevle Bey tarafından 15. yüzyılın sonlarına doğru inşa ettirilmiştir
Bedestenin orijinalinde ki plan ve mevcut dükkan sayısı hakkında yeterli bilgi olmamakla birlikte, kuzey-güney doğrultusunda uzanan beşik tonoz örtülü bir sokağın, iki tarafına simetrik olarak yerleştirilen, beşik tonozlu dükkanlardan meydana geldiği anlaşılmaktadır208. Ayrıca bedestenin kuzey, güney, doğu ve batı cephelerinde birer kapının olduğu ve cephelerde dışa açılan dükkanlara yer verildiği anlaşılmaktadır

Eski (Maraş-Yukarı) Bedesten iç kısım

Eski (Maraş-Yukarı) Bedesten güney kapısı
Belediye Çarşısı
Çarşıların inşa kitabeleri olmadığı için yapım yılları bilinmemektedir. Fakat Dulkadiroğlu Beyliği ve Osmanlı Devleti zamanında 15. yüzyılın sonu ile 17. yüzyıl başları arasında yaptırıldıkları anlaşılmaktadır. Kentin en eski ticari yapısı olan Belediye Çarşısı, Ulu Cami'nin güneydoğu tarafından başlayarak, kuzey güney doğrultusunda uzanmaktadır. Dulkadir Beyi Alaüddevle'nin 1500 tarihli vakfiyesinde, Sûk-ı Maraş (Maraş Çarşısı) olarak zikredilmiştir. Belediye Çarşısı adını sonradan almıştır. Buradan çarşının Alaüddevle Bey tarafından 15. yüzyılın sonlarına doğru yaptırıldığı anlaşılmaktadır.
Son halini Osmanlılar zamanında alan çarşı, 6.60 m. genişliğinde ve 240 m. uzunluğunda olan sokağın iki tarafına yerleştirilen 147 dükkandan oluşmaktadır. Dükkanların orijinalinde beşik tonoz ya da çapraz tonoz örtülü oldukları bilinmektedir.

Belediye Çarşısı tonoz üst yapısının yıkıldığı 1940'lar

Belediye Çarşısı tonoz üst yapının henüz yıkılmadığı 1930'lar


Belediye Çarşısı onarım sonrası girişi ve içeriden görünüşü
Uyuz Pınarı
Çeşme günümüze ulaşamayan Dulkadiroğlu Beyliği Sarayı'na yakın bir konumdadır. Çeşmenin bugünkü şeklini Dulkadiroğlu Beyliği Dönemi'nde 15. yüzyılda aldığı düşünülmektedir. Çünkü şehir bu beylik zamanında yeniden imar edilerek bugünkü şeklini almıştır ve Anadolu Selçukları Dönemi'nden hiçbir yapı ulaşmamıştır.
Roma Dönemi'nden bu yana Kahramanmaraş bölgesinde cilt hastalarının özellikle de cüzzam hastalarının yıkanarak tedavi edildikleri bilinmektedir. Dulkadiroğlu Beyliği Dönemi'nde de bu tedavi yöntemi devam etmiş ve çeşme, uyuz ve cüzzam gibi deri rahatsızlıkları bulunan hastaların yıkanmaları için yapılmıştır.
Yapının örtü sisteminde ve duvarlarda kaba yonu ve moloz taş, kapı ve zeminde ince yonu taş kullanılmıştır.

Uyuz Pınarı güneybatıdan görünüş

Uyuz Pınarı iç mekandan görünüş

Ceyhan Köprüsü
Kahramanmaraş-Kayseri yolunda kent merkezine 11 km uzaklıkta, Kılavuzlu Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Köprünün inşa kitabesi bulunmadığı için yapım tarihi bilinmemektedir. Lakin 15. yüzyılda Dulkadiroğlu Beyliği Dönemi’nde inşa edildiği düşünülmektedir.
Çeşitli onarımlar görerek günümüze gelen köprü orijinal özelliklerini korumaktadır. Ceyhan Nehri üzerine doğu batı doğrultusunda yerleştirilen köprü moloz taştan inşa edilmiştir. Uzunluğu 158 metre olup, sivri kemerli altı adet açıklığa sahiptir. Köprü moloz taştan yapılmış korkulukla çevrelenmiştir. Köprünün ayaklarında ise üç adet selyaran bulunmaktadır.


Süleymanlı (Zeytun) Köyü Kanlı Köprü
Kaynaklara göre köprünün, 14. yy. ikinci yarısında Dulkadir Beyliği döneminde yapıldığı düşünülmektedir.
Bugün köyün alt tarafında yer alan köprü, derin bir vadinin içinden akan Zeytun Çayı’nın üzerine inşa edilmiştir. Yaklaşık 30 m. yüksekliğinde kayalık dar bir vadi üzerine doğu batı doğrultusunda hafif eğimli bir şekilde yerleştirilen köprü, 4 m. genişliğinde ve 10.80 m. uzunluğundadır.
Köprü sivri kemerli tek gözden ibarettir.


Süleymanlı Elbistan Köprüsü
Kaynaklara göre köprünün 14. yy ikinci yarısında Dulkadir Beyliği döneminde yapıldığını sanmaktayız. Köyün üst (kuzey tarafında yer alan köprü Zeytun Çayı üzerine yapılmıştır. Dere yatağının üzerine doğu-batı doğrultusunda hafif eğimli bir şekilde yerleştirilen köprü 15 m. uzunluğunda 3.70 m genişliğindedir. Köprünün ortasında sivri kemerli tek açıklık bulunmaktadır.


Süleymanlı (Zeytun) Köyü Zeytun Köprüsü
Kaynaklara göre köprünün, 14. yy ikinci yarısında Dulkadir Beyliği döneminde yapıldığı düşünülmektedir. Zeytun Çayı’nın üzerine doğu batı doğrultusunda yerleştirilen köprü 17 m. uzunluğunda ve 4.20 m. genişliğindedir. Köprü, ortaya doğru iki yandan hafif çift meyille yükselen hafif sivri kemerli tek gözden ibarettir.

Kaynakça
Alper Altın, ‘’ Geçmişten Günümüze Adıyaman Ulu Camisi’’, Adıyaman Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 24. sayı, 1224-1268. sf, Adıyaman, 2016.
Canan Nemlioğlu, ‘’ Kahramanmaraş Ulu Camii Boyalı Nakışları ve Türk-İslam Bezeme Sanatındaki Yeri’’ , I. Kahramanmaraş Sempozyumu, 6-8 Mayıs 2004, Kahramanmaraş, II. cilt, 817-823. sayfa, İstanbul, 2005.
Mehmet Özkarcı, ‘’Dulkadir Beyliği Mimarisine Bakış’’, Uluslararası Dulkadir Beyliği Sempozyumu 29 Nisan - 1 Mayıs 2011 Kahramanmaraş, I. cilt, 21-74. sayfa Kahramanmaraş, 2012.
Zafer Bayburtoğlu, ‘’Kahraman Maraş 'ta Bir Grup Dulkadiroglu Yapısı’’, Vakıflar Dergisi, X. Vakıflar Genel Müdürlüğü Yayınları, s.234-250. Ankara, 1973
http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?t=110952
https://www.kahramanmarassehirrehberi.com/en/content/culture-tourism
https://www.marasgundem.com.tr/egitim/suleymanlida-iki-koprunun-onarimi-bitti-28657h
http://kahramanmarassehirrehberi.com/tr/icerik/carsi-atik-camii
Cami, vakfiyelere göre Dulkadiroğlu Beyliği hükümdarı Süleyman Bey tarafından saltanatı yıllarında yaptırılmıştır. Taç kapısındaki onarım kitabesine göre yapı daha sonra Süleyman Bey'in oğlu Alaüddevle tarafından tamir ettirilmiştir ve bugünkü şeklini onun zamanında almıştır.
Alaüddevle tarafından caminin kuzey tarafına bir imaret ile Büyük Bağdadiye Medresesi'ni, kuzeybatı tarafına Taş Medrese'yi, güney yönüne Seyyid Mazlum Zaviyesi'ni ve Maraş Çarşısı'nda Hatuniye (Pazar) Hamamı ile Büyük Bağdat Hanı’nı inşa ettirilmiştir. Böylece odak noktasını Ulu Cami'nin oluşturduğu bir külliye haline gelmiştir.
Bu yapılardan sadece Ulu Cami, Taş Medrese ve Katip Hanı günümüze gelmiştir.
Ulu Cami, dikdörtgen planlı, çok ayaklı bir camidir. Selçuklu camilerinin plan şemasını devam ettirmektedir. Doğu-batı doğrultusundaki meyilli bir arazi üzerine inşa edilen yapı ahşap tavanlı camiler grubuna girer. Yedi gözlü son cemaat yeri ve tek şerefeli minaresi bulunur. Yapının ahşap hatıllı beden duvarlarında kaba yonu ve moloz taş; minare, paye, kemer, pencere söveleri ve lentolarında sarımtırak renkte ince yonu taş; taç kapıda düzgün kesme taş ile iki renkli mermer, mihrapta alçı ve örtü sisteminde ahşap malzeme kullanılmıştır.
Harimin kuzeyinde yer alan yedi gözlü son cemaat yeri hafif çarpık planlıdır. Kemerler doğuda duvar payesine, batıda ise L biçiminde ortada dikdörtgen 3 m. yüksekliğinde altı taş payenin üzerine oturmaktadır. Altı kemer sivri olup, taç kapı ekseninde yer alan batı taraftan beşinci kemer basık yapılarak diğerlerinden daha yüksek tutulmuştur. Avlu kuzey ve doğu tarafından üzeri kubbeli revaklarla, batı tarafından da duvarla kuşatılmıştır.
1945'ten önce minarenin kuzey kenarına bitişik halde yapılmış üzeri kiremit çatı ile örtülü ongen planlı bir muvakkithane olduğu anlaşılmaktadır.
Son cemaat yerinde, harimi aydınlatmaya yarayan altlı üstlü iki sıra pencere bulunmaktadır. Portalin sağ tarafındaki pencerenin üstü ise mükebbire olarak yapılmıştır. Buraya son cemaat yerinden ulaşılmaktadır. Ayrıca portalin iki yanında duvarların ortasında, yarım yuvarlak mihrap nişleri bulunmaktadır.
Gelişmiş bir iç mekan düzenlemesi gösteren yapıda Anadolu Selçuklu cami mimarisinin etkileri görülmektedir. Harim altışardan iki sıra paye üzerine sivri kemerler ile mihraba paralel üç sahından oluşur.
Beden duvarlarında farklı boyutlarda birçok pencere açıklığına yer verilmiştir. Batı ve kıble tarafındaki pencereler dikdörtgen formlu, doğu duvarındakiler kareye yakın yapılmıştır.
Mukarnas kavsaralı alçı mihrap, kıble duvarının ortasına değil batı tarafa daha yakındır. Kaş kemerli kavsarası ve etrafını çeviren dört sıra bordür bulunmaktadır. Altta nişin her üç kenarına sivri kemerli sade birer mihrap nişi açılmıştır. Yedi sıra dik mukarnaslarla çevrili dış bordürü çevreleyen geniş bordür, kabartma lotus, palmet ve rumilerle simetrik bir kompozisyon halindedir.
Ahşap minber mihrabın batısında yer almaktadır. Arifi Paşa'nın orijinalinde abanoz ağacından olduğunu söylediği minber, 1780 yılı civarında çıkan yangında tahrip olmuş, günümüze birkaç parçası ulaşmıştır. Mevcut minber ise kapısının alınlığında yer alan kitabeye göre 1899-1900 yılında orijinaline benzetilmeye çalışılarak, Muhammed Esad tarafından ceviz ağacına sedef kakmalı olarak yapılmıştır. Eski minberin üzerindeki kitabe bugünkü minberin yapım kitabesinin altında bulunmaktadır.

Kahramanmaraş Ulu Camii avlusunun güneybatıdaki giriş kapısı

Kahramanmaraş Ulu Camii avlusunun kuzeyinde yer alan revaklı bölüm ve kuzeydoğuda ki merdivenle çıkılan kapı.

Kahramanmaraş Ulu Camii muvakkithanesi
Elbistan Çarşı Atik Cami
Elbistan ilçe merkezindedir. 1490 yılı civarında Dulkadiroğlu Alaüddevle Bey döneminde yapılmıştır. Çarşı Atik Camii kesme taştan yapılmış, bazı kısımlarında ise pişmiş tuğla kullanılmıştır. Dikdörtgen planlıdır. Caminin mihrabı yuvarlak niş şeklindedir. Caminin üstü kırma ahşap çatılıdır. Camiye bitişik olan minare orijinalliğini günümüze kadar koruyabilmiştir.
Cami, kesme taş, bazen de kaba taş yer yer tuğladan, kist denilen kum kireç karışımıyla dikdörtgen planlı olarak yapılmıştır. İbadet mekânı sütunlarla üç sahne ayrılmış, bunlar üst örtü olan tavanı desteklemekte, Mihrap yuvarlak bir niş şeklinde olup orijinalliğinden uzaklaşmıştır. Üst örtü ahşap kırma çatı ile kapatılmıştır. Camiye bitişik olan minare orijinalliğini korumuş, Dikdörtgen bir kaide üzerine Türk üçgenlerinin yardımı ile taştan yuvarlak gövdeli ve tek şerefeli gövdeye geçilmektedir. Kahramanmaraş ve Elbistan’daki camilerinde çoğunda olduğu gibi bu caminin de şerefesi balkon şeklindedir. Minare ve cami, Hatay Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nce 1997-2005 yılları arasında yapılan onarımla yenilenmiştir.




Adıyaman Ulu Cami
Adıyaman’ın ilk büyük camisi olarak yapılan Adıyaman Ulu Camisi konumu, mimari yapısı ve tarihçesi ile kent mimarisinde önemli bir yapıdır. İlkin 16. yüzyılın başında Dulkadirli Beyliği döneminde Alaüddevle Bozkurt Bey tarafından inşa edilmiş olan yapı, günümüze bu haliyle gelememiştir. Tamamen ortadan kaldırılan cami 19. yüzyılda farklı bir planda tekrardan inşa edilmiştir. Eski planı hakkında herhangi bir bilgi mevcut olmadığından, ilk yapıyı değerlendirmek güçtür. Günümüze gelen yapının planı Türk-İslam sanatında Karahanlı'lardan beri görülen merkezi kubbeli plan tipindedir.
Caminin minaresinin Dulkadirli döneminden kaldığı belirtilse de mevcut kitabelerden anlaşıldığı üzere minare de cami gibi tamamen yenilenmiştir. Ancak kaidede yer alan madalyonların ilk yapıdan kalma olduğu ifade edilmektedir.


Adana Ağcabey Cami
Caminin ilk defe ne zaman yapıldığı bilinmemektedir. Fakat mevcut kitabesine göre eser Ağca Bey isimli bir bey tarafından hicri 1224 ( Miladi 1809 )'da yaptırılmıştır. Diğer taraftan bugün yarı ahşap olan cami'nin kargır kısımları ile orjinal minaresinin, Dulkadiroğullarından Alaüddevle zamanında ve 1489-1490 tarihinde yapılmış olduğu ileri sürülmektedir.
Kare planlı olan Cami'nin beden duvarları moloz taşlardan oluşturulmuştur. Cami'nin üst örtüsünü ahşap kırma çatı oluşturmaktadır. Cami çatısı beden duvarları ile içerideki kesme taş kemerler ve sütunlar vasıtası ile taşınmaktadır.
Bahçe ilçesi dışında ve istasyon yakınında bir mezarlık içindeki iki türbeden biri Ağcabey’e, diğeri ise ailesine aittir. Türbelerin her ikisi de kare planda etrafı açık ve üzeri kubbelidir.


Malatya Darende Ulu Cami
Dulkadiroğulları Beyliği döneminde, XIV. yüzyılda yapıldığı kabul edilmektedir. Yapının özgün mimarisi kaybolmuştur. Cami 1980-81 yıllarında yeniden inşa edilmiştir.
Caminin doğu ve kuzey duvarları ve minaresi dışında, günümüze gelememiştir. Kalıntılarına dayanılarak caminin kesme taş ve moloz taştan dikdörtgen planlı olduğu anlaşılmaktadır. İbadet mekânı içerisindeki payelerle beş sahına ayrılmıştır. Bu camiden günümüze gelebilen minare kesme taştan olup, kare kaide üzerine yuvarlak gövdelidir. Alt bölümü sekizgen, üst bölümü on altıgen olan gövdenin ortasına bir de taş kuşak yerleştirilmiştir. Tek şerefeli olan minarenin külah kısmı da yıkılmıştır. Kendi haline terk edilen cami bir süre depo olarak kullanılmış, daha sonra Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi Vakfı tarafından restore edilmiş ve çevre düzenlemesi yapılmıştır. Bugünkü caminin üzeri geniş bir çatı ile örtülmüş önüne de yuvarlak kemerli bir son cemaat yeri eklenmiştir.



Gaziantep Alaüddevle Cami
Uzunçarşı’da bulunan ve halk arasında Ali Dovla Camii adıyla anılan bina, Evliya Çelebi’nin verdiği bilgiye göre Dulkadıroğlu Alâüddevle Bozkurt Bey (1479-1515) tarafından yaptırılmıştır. Günümüze ulaşabilen en önemli orijinal kısımları minaresi ile avlu döşemeleridir.
Silindir gövdeli minarede zencerek motifli kuşak, şerefe korkuluklarında da sağır nişler biçimindeki taş levhalar dikkati çekmektedir. Avlu döşemelerinde siyah beyaz taş dizileri ile iç içe dikdörtgenler meydana getirilmiş, cümle kapısı önünde de kırmızı mermer ve siyah taşlar kullanılmıştır. Son cemaat yeri bulunmayan binanın tromplarla geçişi sağlanan tek kubbesi vardır. Minare ile cami arasında küçük bir aralık mevcuttur.




Osmaniye Kadirli Ala Cami
Kadirli merkezinde bulunan cami, Roma, Bizans ve Türk medeniyetlerini bir arada yaşatan bir özelliğe sahiptir. 2. asrın başlarında Romalılar tarafından bir manastır olarak yapılmıştır. 5.asrın başlarında bir kilise ilave edilmiştir. Dulkadiroğlu Alaüddevle Bozkurt Bey’in oğlu sarı Kaplan namıyla anılan Kasım Bey, bu kiliseyi babası adına camiye çevirerek buraya “Alaüddevle Mescidi” adını vermiştir. Caminin üzerini de kurşunla kaplamıştır. (1480–1490) 1865’ten 1921’e kadar aralıksız cami ve medrese olarak hizmet vermiştir. Yapının içindeki odalarda ise köyden gelen öğrenciler yatılı olarak kalmışlardır.1563 yılında tutulan Kars-zül Kadiriye Sancak defterinde Ala Cami civarındaki mahalle “ Ala Mescit Mahallesi” olarak geçmektedir.

Kahramanmaraş Hatuniye (Şems Hatun) Külliyesi
Dulkadiroğlu Beyliği hükümdarı Alaüddevle Bey, hanımı Şems Hatun adına 1500-1509 yılları arasında cami, medrese, türbe, hamam ve çeşmeden oluşan Hatuniye külliyesini inşa ettirmiştir.
Caminin doğusunda medrese, harimin doğu tarafının alt kısmına türbe, avlu kapısının sağ dış tarafına çeşme yerleştirilmiştir. Külliyenin hamamı ise yapılardan ayrı olarak aynı mahallede, Hamam Sokak'ta inşa edilmiştir. Medrese ise yıkılmış olup, sadece taç kapısı bulunmaktadır.
Kahramanmaraş'taki birçok cami gibi Hatuniye Camii'de bugüne kadar yapılan onarımlarla orijinal özelliğini kısmen yitirmiştir. Cami 20. yüzyıl başlarında bir yangın geçirmiş ve birtakım onarımlar yapılmıştır. Avlu kapısı üzerinde 1324/1906 tarihli onarım kitabesi bulunmaktadır.
Yapı ahşap tavanlı camiler grubuna girer. Dört gözlü son cemaat yeri ve tek şerefeli minaresi vardır. Cami içten ahşap tavan, dıştan meyilli kiremit çatı ile örtülüdür. Minare, harime giriş kapısı ve mihrap sarımtırak renkte ince yonu taş, duvarlarda moloz ve kaba yonu taş, örtü sisteminde ise ahşap kullanılmıştır.
Harim kısmı son cemaat yerine göre biraz daha yüksekte kalmaktadır. Harimin doğusunda minareye yakın olan kısımda, yapının alt kısmına yerleştirilmiş ve birkaç basamakla inilen türbe bulunur.
Mihrap nişi yarım daire şeklinde olup, nişin iki yanında simetrik olarak sütunceler yer alır ve dıştan düz silme ile kuşatılmıştır. Taştan yapılan mihrap, onarımlar sırasında sıvanmış ve boyanmıştır. Üst kısmına da üçgen alınlık yapılmıştır.
Kıble duvarının batısında ise ahşap minber yer alır. Önceleri minber kıble duvarına dayalı iken, günümüzde batı duvarına dayalıdır ve alt pencerelerin birini kapatmıştır.
Medresenin inşa kitabesi, taç kapının alınlığında yer almaktadır fakat tahrip olmuştur. Ancak medresenin, Alaüddevle Bey tarafından 1500 yılı civarında hanımı Şems Hatun adına inşa ettirdiği bilinmektedir. Külliyenin bir elemanı olan medrese caminin doğu tarafına yapılmıştır. Medrese sarımtırak renkte ince yonu taştan yapılmış. Yapı hakkında bilgi veren Besim Atalay, medresenin iki katlı yapılarak toplam sekiz oda ile bir dershaneden oluştuğunu belirtmiştir. Medresenin batı cephesinde eyvan tarzında bir taç kapı bulunur. Taç kapının iki yanında silmelerle sonlanan oturma yerleri yapılmıştır. Esas giriş bölümü, zeminden üç basamak yüksekte tutulmuştur. Taç kapı üç yönden bordürle çevrelenmiştir. İçteki bordür sade tutulmuş, diğeri ise rumi ve palmetlerle bezenmiştir.
Günümüze bazı onarımlar görerek gelen türbe, tek katlı ve dikdörtgen planlı türbeler grubuna girmektedir. Tek katlı olması Beylikler Dönemi'nin bir özelliğidir. Türbeye son cemaat yerinin doğu tarafında bulunan merdivenlerle inilmektedir. Kuzey güney doğrultusunda yerleştirilen iç mekan, beşik tonozla kapatılmıştır. Türbenin içinde yan yana yerleştirilen iki sanduka bulunur. Bunlardan biri Şems Hatun diğeri ise üzerindeki yazı levhası ile Sütçü İmam'ın yeğeni şehit Abdülkadir Tiyek’tir.

Hatuniye Camii (Şems Hatun)

Hatuniye Camii (Şems Hatun) harim bölümü

Hatuniye (Şems Hatun) Camii minaresi ve son cemaat yeri

Hatuniye (Şems Hatun) Camii harim

Hatuniye (Şems Hatun) Camii kuzeydoğudaki pencere ve medrese taç kapısı

Hatuniye (Şems Hatun) Türbesi girişi
Kahramanmaraş Bektutiye (Çınarlı) Cami
Caminin inşa kitabesi bulunmamaktadır fakat arşiv belgelerine göre Dulkadiroğlu Beyliği hükümdarı Alaüddevle Bey tarafından 1500 yılı civarında inşa ettirildiği anlaşılmaktadır.
1500-1510 yılları arasında üzeri toprak damlı tek mekan olarak inşa edilmiştir. Sonraki yıllarda gördüğü onarımlar sırasında minare ve son cemaat yeri eklenmiştir.
Yapı enine dikdörtgen planlı olup, ahşap tavanlı camiler grubuna girmektedir. Cami, harim ile harim kısmının kuzeyine yerleştirilen son cemaat yeri ve kuzeybatı köşedeki tek şerefeli minareden oluşmaktadır.
Giriş kapısı, payeler, kemerler ve minarede sarımtırak renkte ince yonu taş, örtü sisteminde ahşap malzeme kullanılmıştır. Cami avlusuna girişi sağlayan iki kapı bulunmaktadır. Üç gözlü son cemaat yerinin sivri kemerleri, köşelerde payelere, ortada ise iki taş sütuna dayanmaktadır.
Kıble duvarında yer alan mihrap, onarımlar sırasında tamamen mermerle kaplanmış son müdahalelerle birlikte oldukça sade bir niş olarak, sadece nişin çevresi kesme taş ile kaplanmıştır. Minber ise mihrabın batısında kıble duvarına dayalı şekildedir.

Bektutiye (Çınarlı) Camii son cemaat yeri

Bektutiye (Çınarlı) Camii harimi kıble duvarı

Bektutiye (Çınarlı) Camii giriş kapısı üzerinde yer alan kitabe

Bektutiye (Çınarlı) Camii minare kaidesinde yer alan kitabe
Kahramanmaraş Boğazkesen (Ekmekçi-Ali Ağa) Cami
Boğazkesen Camii'nin inşa kitabesi bulunmamaktadır. Arşiv belgelerine göre, Alaüddevle Bey'in azatlı kölesi ve ekmekçibaşısı olan Hacı Ali Ağa bin Abdullah tarafından, Alaüddevle Bey'in hükümdarlık dönemi olan 1480-1515 yılları arasında yaptırılmış olmalıdır.
İki derenin kesiştiği bir noktada bulunmasından dolayı Boğazkesen adı ile tanınmış ve bulunduğu mahalleye de onun adı verilmiştir. Caminin banisi Hacı Ali Ağa'nın görevinden dolayı mahalle daha sonra Ekmekçi adını almıştır.
Boğazkesen Camii, hamam ve buk'a ile birlikte bir külliye olarak planlanmış fakat hamam ve buk'a günümüze gelememiştir.
Camide mihrabın üst kısmında ve minarede bulunan kitabelere göre farklı yıllarda çeşitli onarım ve ilaveler görerek, orijinal özelliğini kısmen yitirmiştir.
Cami, enine dikdörtgen planlıdır. Kuzeyinde son cemaat yeri, kuzeydoğu köşede tek şerefeli minaresi bulunmaktadır. Minare, üzerindeki kitabeye göre 1798 yılında yapılmıştır. Yapının duvarlarında sarımtırak renkte kaba yonu taş, minare, harimin giriş kapısı, mihrap, paye ve kemerlerde sarımtırak renkte ince yonu taş kullanılmıştır. İki renkli taş uygulaması ise pencere söve ve kemerleri ile minarede görülmektedir. Günümüzde ise orijinal haline dönmüş şekli ile son cemaat yeri dört sivri kemer gözlüdür.
Kesme taştan yapılmış tek şerefeli minare, son cemaat yerinin kuzeydoğu köşesinde yer almaktadır. Kuzeyinde bulunan kapısının üzerinde bir kitabe bulunmaktadır.
Oldukça sade inşa edilen yapıda dikkati çeken süslemeler; batı cephe, minare, cümle kapısı ve mihrapta görülmektedir. Batı cephede yer alan pencerelerde ve son cemaat yerinin sivri kemerli gözünde iki renkli taş işçiliği kullanılmıştır. Minare kapısının kemerinde birer sıra siyah taş kullanılarak hareketlilik elde edilmiştir.

Boğazkesen (Ekmekci-Ali Ağa) Camii

Boğazkesen (Ekmekci-Ali Ağa) Camii son cemaat yeri

Boğazkesen (Ekmekci-Ali Ağa) Camii giriş kapısı eski ve yeni hali


Boğazkesen (Ekmekci-Ali Ağa) Camii minaresive üzerindeki kitabe
Kahramanmaraş Haznedarlı (Ali Ağa) Cami
Arşiv belgelerine göre caminin, Alaüddevle Bey'in Hazinedarı olan Ali Ağa tarafından yaptırıldığı belirtilmektedir. Bu durumda cami, Alaüddevle Bey'in saltanatı yıllarında 15. yüzyıl sonu ile 16. yüzyıl başlarında yaptırılmış olmalıdır. Kaynaklardan edinilen bilgilere göre caminin yanında birde buk’a bulunmaktaymış fakat yapı günümüze gelememiştir.
Yapı harim, kuzey tarafına yerleştirilen üç gözlü son cemaat yeri ve harimin kuzeydoğu köşesindeki tek şerefeli minareden oluşmaktadır.
Orijinal yapının minare, sütun, kemer, paye ve mihrabında kesme taş, duvarlarında ise kaba yonu ve moloz taş kullanılmıştır. Harimin kuzey tarafına yerleştirilen üç gözlü son cemaat yerinin sivri kemerleri ve sütun başlıkları onarımlar sırasında sıvandığı için orijinal taş örgü kaybolmuş.
Son cemaat yeri kuzeyde sekizgen iki sütuna yanlarda ise duvar payelerine istinad etmektedir. Son cemaat yerinin batı tarafına pencere, doğu tarafına da basit bir kapı yapılmıştır.
Cami enine dikdörtgen planlı olup, mihraba paralel iki sahın, dik olarak ise üç bölümlüdür. Orijinalinde ki örtü sistemi bilinmese de araştırmacılar düz ahşap kirişlemeli olduğunu düşünmektedirler. Günümüzde harim bölümüne, son cemaat yerinden sonra kuzey duvarının ortasında ve doğu tarafında açılan iki kapıdan girilmektedir. Enine dikdörtgen planlı harim, yanlarda duvarlara, ortada ise iki beton ayağa istinad eden düz beton ile örtülmüştür.
Caminin orijinal elemanlarından biri olan minare, yapının kuzeydoğu köşesinde ve yapıya bitişik durmaktadır. Kesme taştan yapılan minare tek şerefelidir. Minarenin kaidesi oldukça yüksek olup, son cemaat yerine açılan, basık kemerli bir kapısı bulunur.
Yapı oldukça sadedir, süsleme diyebileceğimiz unsurlar, son cemaat yeri ve minarede görülmektedir. Son cemaat yerinde sütun başlıkları silmelerle hareketlendirilmiştir ve alt köşelerinde damla motifine benzeyen bir detaylar bulunmaktadır. Minare kaidesinin doğu tarafında ise baklava, kare ve balık sırtı motiflerine benzeyen desenler bulunan dikdörtgen üç taş yer almaktadır.

Haznedarlı (Ali Ağa) Camii

Haznedarlı (Ali Ağa) Camii harim bölümü


Haznedarlı (Ali Ağa) Camii minaresi ve kaidesi

Haznedarlı (Ali Ağa) Camii son cemaat yerindeki sütunlar
Kahramanmaraş Şazi (Şadi) Bey Cami
Caminin inşa kitabesi yoktur fakat kaynaklara göre, Dulkadir Beyliği hükümdarı Alaüddevle Bey'in komutanlarından, Şâdi Bey tarafından inşa ettirilmiştir. Bu durumda Alaüddevle Bey'in hükümdarlık dönemi lan 1480 ile 1515 yılları arasında inşa edilmiş olmalıdır.
Cami, 1958 yılında tamamen yıkılmış, daha sonra yenisi yapılarak 1960 yılında ibadete açılmıştır. Orijinal yapıdan sadece minare günümüze gelebilmiştir. Son cemaat yerinin kuzeydoğu köşesinde üç mezar bulunmaktadır. Ortadaki mezarın, caminin banisi Şadi Bey'e ait olduğu anlaşılmaktadır.
Eski cami, enine dikdörtgen planlı, harim ile kuzeyinde üç gözlü son cemaat yeri ve kuzeydoğu köşedeki minareden oluşmaktaymış. Cami, ahşap kirişlemeli ve toprak dam ile örtülüymüş. Yapının minare, paye ve kemerlerinde ince yonu taş, beden duvarların kaba yonu ve moloz taş, örtü sisteminde de ahşap malzeme kullanılmış. Minare kaidesinin batı ve güney kenarlarındaki çıkıntılı taşlara bakıldığında, eskiden son cemaat yerinin minare ile bitişik olduğu anlaşılmaktadır



Şazi (Şâdi) Bey Camii son cemaat yeri

Şazi (Şâdi) Bey Camii harim

Şazi (Şâdi) Bey Camii minaresi şerefeden detay

Şazi (Şâdi) Bey Camii minare kapısı üzerinde yer alan kitabe
İklime Hatun (Üdürgücü) Mescidi
Kayıtlarına göre mescidin, Alaüddevle Bey'in oğlu Emir Şahruh'un kızı İklime Hatun tarafından 1547 yılında inşa ettirilmiştir.
Zafer Bayburtluoğlu ise 1546 yılında Alaüddevle Beyin kızı İklime Hatun adına yapıldığını aktarmıştır. Mescit, Dulkadiroğlu Beyliği'nin yıkılmasından sonra yapılmış olsa da, hanedana mensup biri tarafından yaptırıldığı için bu beyliğe ait bir yapı olarak kabul edilmiştir.
Çeşitli bölgelerde rastlanan mescit-türbe örnekleri arasında sayılabilecek olan küçük ölçekli yapı, kuzey güney doğrultusunda yerleştirilen ayrı iki fonksiyonlu iki kubbeli mekandan oluşan kompleks bir eserdir.
Kuzeydeki kubbeli bölüm mescit, güneydeki kubbeli bölüm ise türbe olarak tasarlanmıştır. Mescit türbeye oranla daha büyük boyuttadır. Mescidin batı tarafında iki gözlü son cemaat yeri bulunmaktadır.
Tek kubbeli camiler grubuna giren yapı harim ile batısında yer alan iki gözlü son cemaat yerinden oluşmaktadır. İnşasında ince yonu ve moloz taş kullanılmıştır. Genellikle son cemaat yerleri yapıların kuzeyinde yer alırken, İklime Hatun Mescidinde araziden dolayı batı tarafa alınmıştır. Ayrıca harim kısmından alçakta yer almaktadır. Böylelikle kademelenme sağlanmıştır.
Son cemaat yeri sivri kemerler ile kalın ve kısa tutulan iki paye ile bir duvar payesine oturmaktadır. Taşıyıcı elemanlar ve kemerler kesme taş örgülüdür. Bu bölümün üzeri biri çapraz tonoz, diğeri beşik ve çapraz tonoz karışımı bir örtüye sahiptir. Dolgular ve kemer arasında ki yerler moloz taş örgülüdür. Son cemaat yerinin türbeye kapısına bakan tarafı açık, diğer taraf ise duvar ile kapalıdır. Önceden kemer gözleri camekan ile kapalı iken günümüzde açık durumdadır.

İklime Hatun (Üdürgücü) Mescidi dışardan görünüş


İklime Hatun (Üdürgücü) Mescidi giriş kapısı ve içerden görünüşü
İklime Hatun (Ürdügücü) Türbesi
Türbe, mescit ile birlikte Alaüddevle Bey'in oğlu Emir Şahruh'un kızı İklime Hatun tarafından 1547 yılında yaptırılmıştır. Tek katlı türbeler grubuna giren yapı, mescidin güneyinde yapıya bitişik durumdadır ve mescide göre daha küçük ölçülerdedir.
Mekana batı duvarında yer alan basık kemerli kapıdan ve birde, mescidin kıble duvarının doğu köşesinde yer alan dikdörtgen açıklıktan girilmektedir. Bu açıklık mescit tarafında dikdörtgen iken türbe tarafında hafif sivri kemerlidir. Arazinin durumundan dolayı kot farkı oluşmuş ve mescidin girişi ile aynı seviyede olan türbenin batı taraftaki girişine, avludan birkaç basamak ile inilmektedir. Bir dönem bu giriş kapısının ön kısmına bir kapı yapılmış ve üzeri saçak ile örtülmüş iken günümüzde bunlar kaldırılmış, yalnızca kapı üzerindeki saçak kısmı bulunmaktadır.
Türbe, diğer mekan gibi kareye yakın bir plana sahiptir. İç mekan tromp geçişli, hafif oval bir kubbe ile örtülmüştür. Bu bölümün zemini mescidin zemininden alçak tutulmuştur. Bu sebeple mescide geçişi sağlayan açıklığa iki basamak ile çıkılmaktadır. İç mekanda, batı duvarından itibaren uzanan dikdörtgen formlu ve üç yanında dolaşılabilen bir seki yer almaktadır. Bu sekide İklime Hatun'un evlatlığı ve bakıcısı Gülendam Hanım'ın yatmakta olduğunu bildiren bir yazı yer alır. Bu sekinin doğusunda da daha küçük ölçüde, İklime Hatun'a ait olduğu düşünülen dikdörtgen biçiminde taş seki bulunmaktadır.

İklime Hatun (Üdürgücü) Türbesi giriş kapısı

İklime Hatun (Üdürgücü) Türbesi iç mekandan görünüş
Kahramanmaraş Taş (Rad) Medrese
Medresenin inşa kitabesi olmadığı için yapım tarihi bilinmemektedir. Ancak Dulkadiroğlu Beyliği hükümdarı Alaüddevle Bey'in, 916 H. /1510 M. tarihli vakfiyesinde Taş Medrese ve Taş Mescid'den bahsedilmektedir. Bunun yanında bu yapılara ait vakıflar belirtilmiştir164. Bu doğrultuda yapının, Alaüddevle Bey tarafından 15. yüzyıl sonlarında yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Yapının adı arşiv belgelerinde ''Taş Medrese'', ''Rad Medresesi'' ve ''Alaüddevle Bey Medresesi'' olarak geçmektedir.
Çeşitli onarımlar görmesine rağmen Maraş merkezinde Dulkadiroğlu Beyliği zamanından günümüze gelen tek medresedir.
Yapı medrese, mescit ve türbeden oluşan küçük bir külliye şeklinde tasarlanmıştır. İnşasında sarımtırak renkte ince yonu taş kullanılan yapı kuzey-güney doğrultusunda yerleştirilmiştir. Açık avlulu ve tek katlı medreseler grubuna girmektedir. Medreseye kuzey cephedeki basık kemerli kapıdan girilmektedir. Kareye yakın planlı avlunun zemininin biraz alçakta kalmasından dolayı üç basamaklı merdivenle inilmektedir. Avlunun güneyinde mescit (şek.84), batı tarafta eyvan ve odalar, kuzeyinde dama çıkışı sağlayan merdiven bulunur. Türbe ise kuzey doğu köşede yer almaktadır. Avlunun ortasında da kare planlı havuza yer verilmiştir.
Avlunun batı kanadında sivri beşik tonozlarla örtülü iki oda ve bir eyvan yer almaktadır. Avludan bir basamak yüksekte duran eyvanın batı duvarına sonradan dikdörtgen bir pencere açılmıştır. Eyvanın yanındaki iki oda birer kapı ve pencere ile avluya açılırlar. Eyvanın bitişiğindeki odanın basık kemerli kapısı orijinaldir. Kuzeybatı köşede yer alan odanın kuzey duvarında basık kemerli ocak nişi yer almaktadır.
Avlunun güney kanadında enine dikdörtgen planlı ve dışa taşıntılı mescid yer alır. Mescidin avluya bakan cephe duvarı yukarı taşkındır.
Medrese geneli ile sade olmakla birlikte dikkati çeken süslemeler mescit kısmında yer almaktadır. Kıble duvarının ortasında yer alan taş mihrabın, kavsara hizasına kadar bezeme görülmez. Bunun üzerinde üç yönden silme ile çerçeve içine alınmıştır. Nişin sivri kemeri, iki sıra mukarnastan oluşan bir konsol üzerine oturmaktadır. Konsolun üzerinde ise palmet ve lotuslardan oluşan bir şerit yer alır. Mihrap alınlığının üst köşelerinde konsol biçiminde ileri taşkın iki çıkıntı bulunur.
Kubbenin göbeğinde yer alan madalyonun içi, rumi ve palmetlerle bezenmiştir. Bunun daha önceki onarımlara ait olduğu ve son onarımlarda bu kısma dokunulmadığı anlaşılmaktadır.

Taş (Rad) Medrese

Taş (Rad) Medrese mescidi

Taş (Rad) Medrese batı kanadı

Taş (Rad) Medrese kuzey kanadı

Taş (Rad) Medrese mescidi kubbesi

Taş (Rad) Medrese mihrabı

Taş (Rad) Medrese mescidi güney cephedeki pencereler

Taş (Rad) Medrese Türbesi eski hali
Kahramanmaraş Taş Medrese Türbesi
Taş Medrese Türbesi, günümüzde Kurtuluş Mahallesi, Atatürk Bulvarı'nda, Ulu Camii'nin kuzeybatısında yer almaktadır. Taş Medrese ile bir bütünlük içerisinde olan türbe, yapı topluluğunun kuzeydoğu köşesine çarpık bir şekilde yerleştirilmiştir.
Türbenin kapı alınlığında yer alan inşa kitabesi okunamayacak durumda olduğundan yapım yılı tam olarak bilinmemektedir. Fakat yapı kompleksi içerisindeki çarpık konumu nedeni ile medreseden sonra inşa edildiği anlaşılmaktadır. Türbenin, Alaüddevle Bey tarafından, 1510 yılında vefat eden oğlu Şahruh Mehmet Bey için 16. yüzyıl başlarında inşa edildiği düşünülmektedir.
Yapı tek katlı ve kare planlı türbeler sınıfına girmektedir. Kesme taştan inşa edilen yapı tek hücreden oluşmaktadır. Türbenin mumyalık bölümü bulunmamaktadır. İç mekana güney duvarında bulunan taç kapı formundaki açıklıktan girilmektedir. Yapı içerden pandantif geçişli kubbe, dışarıdan piramidal külah ile örtülüdür. Türbenin külah yüksekliği beden duvarlarından fazladır. Hiçbir yönden penceresi bulunmayan yapının üst örtüsünde doğu ve batıda olmak üzere iki küçük ışıklık bulunur.
Yapıda dikkati çeken kısım ve süslemenin olduğu tek yer taç kapıdır. Zemin ile külah arasındaki taç kapı, sivri zikzaklı kemerlidir. Sivri kemerin iki yanında saç örgüsü şeklinde işlenmiş iki sütunce yer almaktadır. Sütuncelerin başlıkları sağır nişcikler yer alır. Sütuncelerin kaideleri ise kum saati formundadır. Zeminde ise iki yanda seki yer alır. Sivri kemerin bulunduğu bölümü üç yönden kuşatan bir sıra damalı bir bordür bulunur. Bordür alt kısımda içeri kıvrılarak sütuncelerin başlığı üzerinde sonlanır. Kapının süslemelerinde Artuklu ve güneyden gelen Zengi ve Memluk sanatının etkileri görülür.
Kahramanmaraş Yum Baba (Dede) Türbesi
Yapı, Dulkadiroğlu Beyliği zamanında inşa edilen Yum Baba Zaviyesi bünyesinde yer alırken yıkılmış ve 1985 yılında betonarme olarak yeniden inşa edilmiştir. Yıkılan türbenin ise 16. yüzyılın ilk yarısında inşa edildiği düşünülmektedir.
Alaüddevle Bey 1510 M. tarihli vakfiyesinde Yum ya da Bum Dede Zaviyesini inşa ettirdiğini belirterek vakıflarda bulunmuştur. Türbeye batı duvarında ki kapıdan girilmektedir. Kapının üstünde yer alan kitabede ''Hazreti Mevlâna Dergâhı'' yazılıdır. Giriş kapısından sonra sol tarafa giden kısa bir koridor bulunmaktadır. Koridorun bittiği kısmın üstünde bir kitabe daha vardır. Kartuş içerisinde ''Ya Hazreti Mevlana'' yazılıdır. Koridordan sonra türbeye geçilmektedir. Türbe doğu-batı doğrultusunda yerleştirilmiştir dikdörtgen bir oda şeklindedir. Türbenin batı tarafında sanduka yer almaktadır. Sanduka, türbe inşa edilirken betonla kaplanmıştır.

Kahramanmaraş Çukur Hamamı
Hamamın inşa kitabesi olmadığı için yapım yılı tam olarak bilinememektedir.
Şehir dokusu içerisinde önemli bir konumda bulunan hamam kalenin güney eteğine inşa edilmiştir. Yapının yarısı yol seviyesinin altında kaldığı için Çukur Hamam olarak isimlendirilmiştir. Bunun yanında Ulu Cami, Taş Medrese ve tarihi ticaret bölgesi ile bir kompleks oluşturmaktadır.
Yapı, Maraş'ta bilinen en eski hamamdır. Mimari özellikleri ve konumu itibari ile 15. yüzyılın ikinci yarısında Dulkadiroğlu Beyliği Dönemi'nde inşa edildiği düşünülmektedir.
Günümüze çeşitli onarımlar görerek gelen yapı orijinal özelliğini büyük ölçüde korumaktadır. Dört eyvanlı ve köşe hücreli hamamlar grubuna girmektedir. Yapı; rüzgarlık, soyunmalık, aralık, ılıklık, sıcaklık ve halvetleri ile su deposu bölümlerinden oluşmaktadır. Yapının beden duvarlarında kaba yonu ve moloz taş, örtü sisteminde tuğla, zemin döşemelerinde kesme taş ve mermer kullanılmıştır.
Hamama doğu cephede yer alan basık kemerli giriş açıklığından girilmektedir. Buradan L planlı rüzgarlık kısmına oradan da soyunmalık bölümüne geçilmektedir. Hamamın yol seviyesinin altında olmasından dolayı, on bir basamaklı merdiven ile soyunmalık bölümünün girişine ulaşılmaktadır. Rüzgarlık bölümünde biri doğu diğeri güney duvarında bulunan iki adet pencere ile aydınlanmaktadır. Kubbe, iç mekan duvarlarında derinliği bulunan dört sivri kemer üzerine oturmaktadır ve kare planlı kasnak üzerinde yükselmektedir.



Çukur Hamamı soğukluk ve sıcaklık kısmı
Kahramanmaraş Hatuniye Hamamı
Hamam kaynaklara göre, 15. yy. sonlarına doğru Alaüddevle Bey tarafından inşa ettirilmiştir. Yapı 1957 yılında büyük bir tadilat geçirmiş olup orijinal dokusunu kısmen yitirmiş ve üst katına otel yapılmıştır. Yapı üç eyvanlı ve iki hücreli hamamlar grubuna girer. Hamam aynı eksenler üzerinde sıralanan soyunmalık, ılıklık, sıcaklık ve sıcak su deposu ile külhandan oluşur.

Hamamın dışardan görünüşü

Katip Hanı
Yapı kuzeyde Ulu Cami ve bahçesine bitişiktir. Doğusunda ise Belediye Çarşısı yer almaktadır. Yapının inşa kitabesi bulunmamaktadır. Arşiv belgelerine göre ilk hanın doğusunda, doğu-batı doğrultusunda yer alan ahır kısmının Alaüddevle Bey tarafından 15. yüzyılın sonlarında inşa edildiği, son halini ise 18. yüzyıl sonlarına doğru aldığı düşünülmektedir.
Alaüddevle Bey'in, Ulu Cami'nin kuzey tarafına İmaret-i Nebeviyye ile Büyük Bağdadiye Medresesi'ni, kuzeybatı tarafına Taş Medreseyi, güney tarafına Seyit Mazlum Zaviyesini ve Maraş Çarşısı'nda Pazar Hamamı ile Büyük Bağdat Hanı'nı inşa ettirerek, odak noktasını caminin oluşturduğu büyük bir külliye yaptırmış olduğu anlaşılmaktadır.
Farklı dönemlere ait doğu ve batı bölümü ile iki kısımdan oluşan hanın doğu tarafı ahır kısmı olup, ilk yapılan bölümü oluşturmaktadır. Burası iki katlı olup üst katı daha sonra yıkılmış ve kuzey tarafında az bir duvar parçası kalmış. Batı kısım ise üç katlı olarak planlanmıştır.
1780 yılı civarında Maraş Çarşısı'nda çıkan yangından han ile birlikte etrafındaki yapılar zarar görmüş. Ardından hanın batı tarafındaki üç katlı bölüm inşa edilmiş ve böylelikle bugünkü şeklini almıştır. Günümüze çeşitli ilave ve onarımlar görerek gelen yapı, 1990'lı yıllara kadar kısmen faaliyette olup, ardından uzun bir süre harap halde kalmıştır.
Eskiden yolcu hanı olarak inşa edilen yapının zemin katı ahır olarak, üst katlar ise yolcuların konaklamaları için yapılmıştır. Hanın güney cephesinde dört adet dükkan bulunmakla birlikte bunlar asli durumunu yitirmiştir. Hanın inşasında ince yonu, kaba yonu, moloz taş, kerpiç ve ahşap malzeme kullanılmıştır. Araziye göre konumlanan han hafif çarpık planlıdır.
Hanın güneyinde Hamam Sokak yer alır ve ana kapısı bu sokağa açılmaktadır. Sokak içinde han kapısının tam karşısında Marmara Hamamı bulunmaktadır. Faaliyette oldukları dönemde müşterileri için tamamlayıcı bir unsur sayılmaktadır. Hanın avlusuna güney cephede yer alan basık kemerli kapıdan girilmektedir. Güney duvarında sokağa bakan basık kemerli üç adet pencere bulunmaktadır. Kapı tarafındaki pencere diğerlerine göre daha küçük boyuttadır. Bu kapı ve pencerelerde ince yonu taş kullanılmıştır.
Hanın doğu bölümü, orijinal kısmı olup Dulkadiroğlu Beyliği Dönemi'nde 15. yüzyıl sonlarında yapıldığı anlaşılmaktadır. Genel hatlarıyla dikdörtgen planlı olan bu bölüm iki katlı olarak düzenlenmiş fakat 1780 yılı civarında çıkan yangında zarar görmüş ve geriye üst kattan az bir duvar parçası kalmıştır.

Katip (Büyük Bağdat-Müftü) Hanı onarım öncesi ve sonrası görünüşü

Katip (Büyük Bağdat-Müftü) Hanı giriş kapısı
Eski (Maraş-Yukarı) Bedesten
Maraş'ta varlığı bilinen iki bedestenden ilki, Eski Bedestendir. Kurtuluş Mahallesi'nde bulunan bedestenin inşa kitabesi bulunmadığı için inşa tarihi tam olarak bilinememektedir. Ancak, Dulkadiroğlu Beyliği hükümdarı Alaüddevle'nin 1510 tarihli vakfiyesinde bedesten zikredilmektedir. Vakfiyeye göre yapı Alaüddevle Bey tarafından 15. yüzyılın sonlarına doğru inşa ettirilmiştir
Bedestenin orijinalinde ki plan ve mevcut dükkan sayısı hakkında yeterli bilgi olmamakla birlikte, kuzey-güney doğrultusunda uzanan beşik tonoz örtülü bir sokağın, iki tarafına simetrik olarak yerleştirilen, beşik tonozlu dükkanlardan meydana geldiği anlaşılmaktadır208. Ayrıca bedestenin kuzey, güney, doğu ve batı cephelerinde birer kapının olduğu ve cephelerde dışa açılan dükkanlara yer verildiği anlaşılmaktadır

Eski (Maraş-Yukarı) Bedesten iç kısım

Eski (Maraş-Yukarı) Bedesten güney kapısı
Belediye Çarşısı
Çarşıların inşa kitabeleri olmadığı için yapım yılları bilinmemektedir. Fakat Dulkadiroğlu Beyliği ve Osmanlı Devleti zamanında 15. yüzyılın sonu ile 17. yüzyıl başları arasında yaptırıldıkları anlaşılmaktadır. Kentin en eski ticari yapısı olan Belediye Çarşısı, Ulu Cami'nin güneydoğu tarafından başlayarak, kuzey güney doğrultusunda uzanmaktadır. Dulkadir Beyi Alaüddevle'nin 1500 tarihli vakfiyesinde, Sûk-ı Maraş (Maraş Çarşısı) olarak zikredilmiştir. Belediye Çarşısı adını sonradan almıştır. Buradan çarşının Alaüddevle Bey tarafından 15. yüzyılın sonlarına doğru yaptırıldığı anlaşılmaktadır.
Son halini Osmanlılar zamanında alan çarşı, 6.60 m. genişliğinde ve 240 m. uzunluğunda olan sokağın iki tarafına yerleştirilen 147 dükkandan oluşmaktadır. Dükkanların orijinalinde beşik tonoz ya da çapraz tonoz örtülü oldukları bilinmektedir.

Belediye Çarşısı tonoz üst yapısının yıkıldığı 1940'lar

Belediye Çarşısı tonoz üst yapının henüz yıkılmadığı 1930'lar


Belediye Çarşısı onarım sonrası girişi ve içeriden görünüşü
Uyuz Pınarı
Çeşme günümüze ulaşamayan Dulkadiroğlu Beyliği Sarayı'na yakın bir konumdadır. Çeşmenin bugünkü şeklini Dulkadiroğlu Beyliği Dönemi'nde 15. yüzyılda aldığı düşünülmektedir. Çünkü şehir bu beylik zamanında yeniden imar edilerek bugünkü şeklini almıştır ve Anadolu Selçukları Dönemi'nden hiçbir yapı ulaşmamıştır.
Roma Dönemi'nden bu yana Kahramanmaraş bölgesinde cilt hastalarının özellikle de cüzzam hastalarının yıkanarak tedavi edildikleri bilinmektedir. Dulkadiroğlu Beyliği Dönemi'nde de bu tedavi yöntemi devam etmiş ve çeşme, uyuz ve cüzzam gibi deri rahatsızlıkları bulunan hastaların yıkanmaları için yapılmıştır.
Yapının örtü sisteminde ve duvarlarda kaba yonu ve moloz taş, kapı ve zeminde ince yonu taş kullanılmıştır.

Uyuz Pınarı güneybatıdan görünüş

Uyuz Pınarı iç mekandan görünüş

Ceyhan Köprüsü
Kahramanmaraş-Kayseri yolunda kent merkezine 11 km uzaklıkta, Kılavuzlu Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Köprünün inşa kitabesi bulunmadığı için yapım tarihi bilinmemektedir. Lakin 15. yüzyılda Dulkadiroğlu Beyliği Dönemi’nde inşa edildiği düşünülmektedir.
Çeşitli onarımlar görerek günümüze gelen köprü orijinal özelliklerini korumaktadır. Ceyhan Nehri üzerine doğu batı doğrultusunda yerleştirilen köprü moloz taştan inşa edilmiştir. Uzunluğu 158 metre olup, sivri kemerli altı adet açıklığa sahiptir. Köprü moloz taştan yapılmış korkulukla çevrelenmiştir. Köprünün ayaklarında ise üç adet selyaran bulunmaktadır.


Süleymanlı (Zeytun) Köyü Kanlı Köprü
Kaynaklara göre köprünün, 14. yy. ikinci yarısında Dulkadir Beyliği döneminde yapıldığı düşünülmektedir.
Bugün köyün alt tarafında yer alan köprü, derin bir vadinin içinden akan Zeytun Çayı’nın üzerine inşa edilmiştir. Yaklaşık 30 m. yüksekliğinde kayalık dar bir vadi üzerine doğu batı doğrultusunda hafif eğimli bir şekilde yerleştirilen köprü, 4 m. genişliğinde ve 10.80 m. uzunluğundadır.
Köprü sivri kemerli tek gözden ibarettir.


Süleymanlı Elbistan Köprüsü
Kaynaklara göre köprünün 14. yy ikinci yarısında Dulkadir Beyliği döneminde yapıldığını sanmaktayız. Köyün üst (kuzey tarafında yer alan köprü Zeytun Çayı üzerine yapılmıştır. Dere yatağının üzerine doğu-batı doğrultusunda hafif eğimli bir şekilde yerleştirilen köprü 15 m. uzunluğunda 3.70 m genişliğindedir. Köprünün ortasında sivri kemerli tek açıklık bulunmaktadır.


Süleymanlı (Zeytun) Köyü Zeytun Köprüsü
Kaynaklara göre köprünün, 14. yy ikinci yarısında Dulkadir Beyliği döneminde yapıldığı düşünülmektedir. Zeytun Çayı’nın üzerine doğu batı doğrultusunda yerleştirilen köprü 17 m. uzunluğunda ve 4.20 m. genişliğindedir. Köprü, ortaya doğru iki yandan hafif çift meyille yükselen hafif sivri kemerli tek gözden ibarettir.

Kaynakça
Alper Altın, ‘’ Geçmişten Günümüze Adıyaman Ulu Camisi’’, Adıyaman Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 24. sayı, 1224-1268. sf, Adıyaman, 2016.
Canan Nemlioğlu, ‘’ Kahramanmaraş Ulu Camii Boyalı Nakışları ve Türk-İslam Bezeme Sanatındaki Yeri’’ , I. Kahramanmaraş Sempozyumu, 6-8 Mayıs 2004, Kahramanmaraş, II. cilt, 817-823. sayfa, İstanbul, 2005.
Mehmet Özkarcı, ‘’Dulkadir Beyliği Mimarisine Bakış’’, Uluslararası Dulkadir Beyliği Sempozyumu 29 Nisan - 1 Mayıs 2011 Kahramanmaraş, I. cilt, 21-74. sayfa Kahramanmaraş, 2012.
Zafer Bayburtoğlu, ‘’Kahraman Maraş 'ta Bir Grup Dulkadiroglu Yapısı’’, Vakıflar Dergisi, X. Vakıflar Genel Müdürlüğü Yayınları, s.234-250. Ankara, 1973
http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?t=110952
https://www.kahramanmarassehirrehberi.com/en/content/culture-tourism
https://www.marasgundem.com.tr/egitim/suleymanlida-iki-koprunun-onarimi-bitti-28657h
http://kahramanmarassehirrehberi.com/tr/icerik/carsi-atik-camii
Yorumlar
Yorum Gönder